Doğumdan itibaren 18 yaşına kadar çocuklarda cerrahi girişim gerektiren hastalıkların tanısı, ameliyat öncesi, ameliyat ve ameliyat sonrası dönemleriyle ilgilenen bilim dalıdır.

Son yıllarda ultrason yardımıyla anne karnındayken tanı konulabilen bazı doğumsal hastalıklara da intrauterin gerçekleştirilebilen ameliyatlar nedeniyle ilgi alanı genişlemiştir.

Yenidoğan döneminden başlayarak ergenliğe uzanan süreçte sürekli büyüyen, gelişen insan vücudu her döneme uygun farklı özellikler taşır. Farklı yaş gruplarına özgü hastalıkların tanı ve tedavisinde erişkinlerde görmeye alışık olduğumuz yöntemlerden tamamen farklı bir yol izlenir. Örneğin kusması olan erişkin bir hasta bu durumunu belki gün boyu tolere edebilirken, doğumdan sonraki günler içinde safralı kusan bir bebeğe müdahaledeki gecikme hayati tehlikeye yol açabilmektedir.

Benzer şekilde kullanılan ilaç dozları, verilen anestezi biçimi, kullanılan cerrahi aletlerin niteliği, bebeklerin dokularının çok daha nazik oluşu çocuk cerrahisinin başlı başına özellikli bir branş olduğunu gösterir.

Doğumsal ve sonradan gelişen hastalıkları kapsar.

  • Burun deliği darlığı, posterior koanalatrezi
  • Ankiloglossi (Dil bağı)
  • Tyroglossal kanal kistleri, fistülleri
  • Ağız boşluğu içinde yer alan Hemanjiom, Teratom, Kistik higroma
  • Tortikolis
  • Yemek borusunda duplikasyon, kistler,
  • Yarık damak, dudak
  • Yenidoğanın üst solunum yolları tıkanıklıkları ve solunum desteği

Ağızdan başlayıp anüse kadar olan sindirim sistemini ilgilendiren ve cerrahi tedavi gerektiren hastalıklar grubudur.

  • Asit veya bazik solüsyonların içilmesine bağlı koroziv özefajitler
  • Beslenme yolunda yabancı cisim
  • Gastroözefajial reflü, ülser, gastrit
  • Mide volvulusu,
  • Mide çıkış darlığı, antral web
  • İnfantil hipertrofik pilor stenozu,
  • İnce ve kalın barsak atrezileri, divertiküller, duplikasyonları, rotasyon anomalileri
  • Yenidoğanın mekonyum ileusu, peritonit,
  • İleus,
  • Nekrotizan enterokolit
  • Kan hastalıkları, viral, bakteriyel, paraziter, malignite, travma ve konjenitalnedenli karın ağrıları
  • Apandisit,
  • İnvajinasyon,
  • Kist hidatik,
  • Splenomegali
  • Omentum kitleleri, lenfoid doku hastalıkları
  • Over patolojileri
  • Hirschsprung hastalığı ve diğer nöronal displaziler,
  • Kabızlık
  • Anal fissürler, anal fistüller
  • Hemoroid

Akciğerin konjenital nedenli ve akciğer enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen hastalıklar, solunum yollarına kaçan yabancı cisimlerin çıkarılması, göğüs kafesinin konjenital deformiteleri ve diğer cerrahi gerektiren solunum sistemi hastalıkları

  • Ampiyem, tüp torakostomi,
  • Konjenital kistik adenomatöz malformasyonlar, Töf
  • Konjenital Lober amfizem
  • Akciğer kist hidatiği
  • Konjenital diyafram hernisi
  • Pnömotoraks
    • Dermoid kistler, apseler,
    • Hemanjiom
    • Isı, kimyasallar veya sıcak sıvılarla olan cilt yanıkları
    • Aksesuar meme gelişimi (her iki cinste),
    • Bebeklerde umblikal kanamalar, polipler, göbek fıtıkları, Urakus kist ve fistülleri
    • Kasık fıtıkları,
    • hidrosel,
    • Varikosel,
    • İnmemiş testis,
    • Testis torsiyonu,
    • Skrotum gelişim yetersizliği
    • Sünnet,
    • Gömülü penis,
    • Balanit
    • Hipospadias, üretral fistül onarımı
    • Yenidoğanın umblikal hernisi
    • Omfalosel,
    • Gastroşizis
    • Pilonidal kist, sinüsler (kıl dönmesi)
    • Sindaktili (El-ayak parmak yapışıklığı)

Sindirim sisteminin son kısmı olan barsaklar, genital sistem, idrar yolları ve rektum olarak bilinen kalın barsağın son kısmında görülen sorunlardır. Bebeğin intrauterin dönemdeyken idrar yolları ve rektumun olması gerektiği gibi gelişememesi sunucunda görülen hastalıklardır.

  • Anal atrezi
  • Anüsün olması gereken lokalizasyondan farklı kısımlara doğru gelişmesi, fistüllü veya fistülsüz
  • Labial sineşiler (vajinal kapalılık)
  • Kabızlık
  • Kaka ve idrar kaçırma

İnfantil hipertrofik pilor stenozu olarak tanımlanan bu durum, doğumdan sonraki 2 ile 4 hafta boyunca normal beslenebilen bebeğin, bu süreden sonra beslenmenin ardından fışkırır tarzda kusması ile belirti verir. Mideden ince barsağa geçiş yolunun daralması ile besinlerin barsağa geçişi engellenir. Genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülen bu hastalık kızlara oranla erkeklerde daha sık görülür. Karın bölgesi ultrasonografik tetkiki ile pilor kası ölçülerek incelenir. Gerektiğinde kontrast madde yardımıyla mide-barsak grafisi ile görüntüleme yapılır.

Her onbeş-yirmibin doğumda bir rastlanan ileus, barsaklarda görülen bir tür tıkanıklıktır. Bebeğin ilk dışkısı olan mekonyumun, barsağa yapışması ile meydana gelir. Karın şişliği ve kusma gibi belirtiler gösterir. Özgül bazı ilaçlarla lavman yapılarak tıkanıklığa sebep olan mekonyumun boşaltılarak bağırsakların tamamen açılması sağlanır. Eğer bu şekilde tıkanıklık giderilemezse cerrahi operasyon gerekir.

Sünnet; pipinin ucunda, idrar çıkış deliğini kapatan ve o bölgede kapalı boşluk oluşturan sünnet derisi denen cilt katlantısının anatomik sinirsel yapısına dikkat edilerek ameliyathane şartlarında kesilip alınmasıdır

İnmemiş testis; testisin hormonal, mekanik veya kendisine ait gelişimsel anomalilere bağlı olarak inguinal kanal içinden geçerek skrotum içindeki yerini alamamasıdır. Bazen testisler normal olması gereken yer olan skrotumda olmayabilirler, farklı bir lokalizasyonda bulunabilirler (örneğin karın içinde) veya 2’den çok sayıda da olabilir. Özellikle bebeklerde veya prepubertal dönemde daha sık görülen Testis torsiyonu da acil tedavi gerektiren bir durumdur. Tedavi edilmemiş inmemiş testisin en önemli komplikasyonu azospermi, infertilite ve malignite gelişme riskidir.

Zamanında doğan erkek çocuklarda %1, premature bebeklerde %30 ve kız çocuklarda ise erkek çocuklardan 4-20 kez daha da az görülür. Kasık bölgelerinde şişlik şeklinde belirti verir. Herninin ailesel özelliği de vardır. Barsaklar herni kesesi içine girerse inkarserasyon (boğulma) riski vardır. İnkarserasyonda acil cerrahi tedavi gerekir. Fıtık kesesi içinde sıkışan karıniçi organlar kalın veya ince barsaklar, Omentum, apendiks,  bazen barsak divertikülü veya kız çocuklarda over ve fallop tüpleridir. Erkek çocuklarda boğulmuş fıtık daha çok, testislere dolaşım bozukluğu yaparak zarar verir. Bu sebeple en kısa sürede operasyonla düzeltilmesi gerekir. Eğer fıtık kesesi içinde apendiks varsa Apendektomi yapılmalıdır.

Testis ve eklerini saran ince zar şeklindeki yapı normalde doğum sonrasında karın içi ile olan bağlantısı kapanır. Kapanmadığı veya periton içindeki sıvının geçmesine izin verecek kadar dar olduğu zaman testiküler hidrosel veya kord hidroseli oluşur.

Doğum öncesi dönemde göğüs kafesi ve karın bölgesini ayıran pleuroperitoneal zarların gelişimsel defektleri nedeniyle oluşan açıklıktan karın içi organlarının göğüs boşluğuna geçmesiyle oluşur. Bu açıklıktan geçen karın içi organlar plevral boşluğu doldurur. Burada esas olan akciğerlerin gelişimsel yetersizliği vardır.