Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi, vücudumuzun en büyük organı olan derinin örttüğü  yapıların yeniden yapılandırılması, deformitelerin şekillendirilmesi ve her türlü estetik girişimi kapsayan bir cerrahi disiplindir.Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi, vücudumuzun en büyük organı olan derinin örttüğü  yapıların yeniden yapılandırılması, deformitelerin şekillendirilmesi ve her türlü estetik girişimi kapsayan bir cerrahi disiplindir.Estetik cerrahi plastik cerrahinin belkide en popüler yönüdür.  Genel görüşün aksine uygulanan tedavilerin  büyük kısmını estetik cerrahi dışında rekonstüktif cerrahi, kraniyofasiyal cerrahi, el cerrahisi, mikrocerrahi ve yanık tedavisi oluşturmaktadır.

Özel Jimer Hastanesinde Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahiye ait işlemlerin tamamına yakını uygulanmaktadır.

Benler; vücudun her ye­rinde görülebilen, sıklıkla kahverengi, oval ya da yuvarlak iyi huylu oluşumlardır. Deri­ye rengini veren pigmenti üreten melanosit adı verilen hücrelerden köken alır. Bir kişide oluşacak benler muhtemelen önce­den genetik olarak belirlenmiştir. Benlerin bir kısmı doğuşta varken, bazıları ise özel­likle gençlik döneminde ortaya çıkar. Ama genetik olarak yatkın kişide yaşam boyu ye­ni benler oluşabilir.

Belirti ve bulgular:

Benler vücudun her­hangi bir yerinde çok değişik görünümler­de ortaya çıkabilirler. Deri renginde veya pembemsiaçık kahverengikahverengi hatta bazen mavi-siyah renkte olabilirler. Şekilleri genellikle oval veya yuvarlak, deri­den kabarık veya düz, kıllı veya kılsız görü­nümdedirler.

Benler zamanla değişikliğe uğrayabilir; ergenlik dönemi, gebelik, gü­neşe maruz kalma ile büyümeleri hızlanır, yenileri çıkabilir. Doğuştan benler de son­radan olanlara benzer görünümde olabilir­ ama genellikle edinsel benlerden daha büyük ve daha kıllıdırlar.

Kanserleşme riski:

Sıradan benler çok na­diren kanserleşirler. Melanom ya da “Malign Melanom” adı verilen hayatı tehdit eden bir deri kanserinin özellikle bazı ben tiplerine benzerlik göstermesi benler ko­nusundaki en önemli çekincedir. Önemli olan ben gibi görûnebilen melanomun erken teşhis edilmesidir. Bu nedenle kişilerin benlerindeki değişikliklerin hangilerini önemseyeceklerine ilişkin kuralı geliştirilmiştir. Aslında halk için geliştirilmiş olan bu kural hekimler ta­rafından da izlenmektedir.

Bu Kurallar “ABCD” kuralları olarak sıralanmaktadır:

A: Asimetri (benin bir yarısı diğer yarısına benzemiyorsa; renk ve/veya şekil olarak)

B: Border (benin sınırlarının düzensiz olma­sı; girintili çıkıntılı olması)

C: Color (benin renginin homojen olmama­sı; kahverengi, siyah, kırmızı, gri, beyaz gibi renklerin iki veya daha fazlasının bir arada bulunması; alacalı görünüm)

D: Diameter (ben çapının 6mm.den büyük olması; kabaca silgili kurşun kalemden büyük bir ben)

ABCD kuralındaki maddelerden herhangi biri veya birkaçının bulunması kişinin bir sağlık kuruluşuna baş­vurmasını gerektirir. Bir benin hiçbir darbeye maruz kalmaksızın kanaması veya üzerinde yara açılması, hızla değişim gös­termesi müdahale gerekliliğini arttırır.

Başlangıçtan beri ABCD kuralının çoğu özelliğini taşıyan bazı özel benler vardır ki bunlar displastik veya atipik benler olarak adlandırılır; bu tür benlere sahip kişilerin daha yüksek melanom geliştirme riskleri nedeniyle bir dermatolog takibinde olmala­rında yarar vardır.

Doğuştan benlerde melanom geliştirme ris­ki biraz daha fazladır. Bir doğuştan ben 2 cm. den büyükse bu risk daha çok artmak­tadır

Cilt kanserleri  kendi içinde temel olarak melanom ve melanom olmayan cilt kanseri olarak ikiye ayrılırlar.

Melanom

Melanom, deriye rengini veren melanosit adı verilen hücrelerde başlayan bir cilt kanseridir. Malign melanom veya kutanöz (cilt kaynaklı) melanom olarak adlandırılır. Melanom cilt kanseri hücrelerinin çoğu melanin üretmeye devam ettiği için tümör genellikle kahverengi veya siyah renktedir. Ancak, bazı melanomlar melanin üretmez.

Bu durumda kanser pembe, sarımsı kahverengi hatta beyaz olarak görülebilir. Melanom cilt kanseri, deride doğuştan var olan veya sonradan ortaya çıkan benler üzerinde kanser oluşabilir ve saçlı deri, ayak tabanı dahil vücudu kaplayan derinin herhangi bir yerinde görülebilir.

Melanom cilt kanseri, erkeklerde boyun ve sırt bölgelerinde; kadınlarda bacaklar, boyun ve yüzde sık görülmektedir. Ancak kanser avuç içi, ayak tabanı, tırnak içinde de gelişebilir. Tüm bunların yanında nadir de olsa göz, ağız, genital veya anal bölgede de oluşabilir. Erken evrede teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir kanser türü olan melanom hızlı yayılım gösterdiğinde tedavi şansını azaltan bir kanser türüne dönüşebilir.

Lezyonun çıkarılmasını takiben bir çok alanı ilgilendiren kompleks bir tedaviye ihtiyaç vardır.

Bazal hücreli ve skuamöz hücreli kanserler çoğunlukla baş, boyun ve kollar gibi güneşe fazla maruz kalan bölgelerde görülür. Ancak, bunun yanında vücudun başka bölgelerinde de rastlanmaktadır.

Bazal Hücreli Karsinom:

En sık görülen cilt kanseridir. Çoğunlukla düz, sert, bulunduğu bölge soluk renkli veya ufak bir kazada bile kolay kanayabilen küçük, tümsekli, pembe veya kırmızı, şeffaf, parlak, inci büyüklüğünde şişlikler bulunan bir kanserdir. Ortası çökük ve alanı mavi, kahverengi veya siyah renktedir. Büyük bazal hücreli karsinomlar, kabuklu veya yayılan bir alana sahiptir.

Skuamöz Hücreli Karsinom:

Sıklık olarak ikinci sırada görülen cilt kanseridir. Büyüyen bir yumru gibi gözükebilir. Çoğunlukla sert, pul pul veya kabuklu bir yüzeyi vardır. Bunun yanında yavaş gelişen düz, kırmızı lekeli bir görünüme de sahip olabilir. Bu cilt kanserlerinin her ikisi de, normal deriden çok az bir değişiklik göstererek düz bir alanda gelişebilir.

Aknitik keratoz aynı zamanda solar keratoz olarak da bilinir. Bazen deride kanser öncesi oluşan bir durum olabilir ve güneşe fazla maruz kalınması sonucu ortaya çıkar. Aknitik keratoz, genellikle pembe-kırmızı veya deri renginde küçük, sert veya pul pul noktalardır. Genellikle yüzde, kulaklarda ellerin üstünde ve kollarda başlar. Ancak, vücudun güneşe maruz kalan diğer bölgelerinde de görülebilir. Aknitik keratoz genellikle çok sayıdadır. Bazıları skuamöz hücreli kanserlerin içinde gelişebilir. Bazıları ise aynı kalır veya tek başına ilerler.

Cilt kanserinin en önemli belirtisi deride yeni bir leke veya lekenin büyüklüğü, şekli veya rengindeki değişikliktir. Diğer bir önemli işaret, cilt lekesinin cildinizdeki diğer lekelerden farklı gözükmesidir. Buna çirkin ördek işareti de denir. Bu uyarı işaretlerinden birini gözlemlemeniz durumunda vakit kaybetmeden doktorunuza görünmelisiniz.

Diğer Uyarı işaretleri:

  • İyileşmeyen yara
  • Pigmentlerin lekenin dışına taşarak etrafındaki deriye yayılım göstermesi
  • Kırmızılık veya sınırının ötesinde yeni bir şişlik
  • Hassasiyetin artması- kaşıntı, hassasiyet veya ağrı
  • Benin yüzeyinin değişmesi- tümsekleşme, kanama ya da nodül veya yumru şeklinde görünüm

Normal bir benle melanom arasındaki farkı ayırt etmek bazen zor olabilir. Bu durumda doğru olan en kısa zamanda uzman bir hekime başvurmaktır.

Cilt kanserleri gözle görülebilen kanserlerdir. Cilt kanserinde de diğer kanser türlerinde olduğu gibi erken dönemde derideki değişiklikleri fark edildiğinde kanser yayılmadan tedavi edilebilir.

Ayrıca, erken evrede tedavi edilen cilt kanserinde tedaviye bağlı yan etkiler minimum düzeyde görülmektedir.

Tıp dilinde stenozan tenosinovit olarak da bilinen tetik parmak (trigger finger, trigger thumb) elde parmakların bükülmesini sağlayan tendonların ve onların belli noktalarda altından geçtikleri köprülerin (pulley) rahatsızlığıdır.

Genellikle oluş nedeni saptanamaz. Romatoid artrit, gut, diabet gibi sistemik hastalıklarda daha sık görülür. Nadiren avuç içi ve parmak tabanına olan travmalar etken olabilirler.
Tetik parmak parmakların avuç içi bağlanma yerinde rahatsızlık hissi ile başlar. Bu bölgeye bası ile hassasiyet bulunur. Bu bölgede bazen nodül(sert şişlikler) hissedilebilir. İleri dönemlerde parmak takılmaya ve kilitlenmeye başlar.

Tedavinin amacı parmağın takılmasını engelleyerek, hareketi esnasındaki rahatsızlık hissini ortadan kaldırmaktır. Fleksor tendon ve tendon kılıfına ait şişliğin azaltılması hareketi esnasında daha rahat kaymasını sağlar.  Bu amaçla aktivite azaltılması,  oral antiinflamatuvar ilaçlar ve atel kullanımı belirtileri yeni başlayan hastalarda tercih edilir. Bölgeye steroid enjeksiyonu semptomların azalmasına yardımcı olabilir. Fakat steroid’in tendon yapılarına uzun vadede verdiği zararlardan dolayı çok kullanmıyoruz.
Uzun süren ve medikal tedavi ile yanıt alınamayan olgularda sıkışmaya neden olan pulleyin cerrahi olarak gevşetilmesi seçilmesi gereken tedavi seçeneğidir. Ameliyat avuç içinde küçük bir kesi ile lokal anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında tendon kılıfı etrafında yakın seyreden damar sinir yapılarının korumaya alınması önemlidir.  Ameliyat sonrası dönemde belirtiler genellikle tamamen geriler ve iyi yapılan cerrahi sonrası tekrarlama oluşmaz. Bazı hastalarda aşırı iyileşme dokusu nedeni ile yara bölgesi sertlikler oluşabilir. Bu genelde evde yapılan masajlar ile zaman içinde geriler.

Karpal tünel; el bileği kemikleri arasında seyreden dar bir kanaldır. Bu kanal içerisinden parmakları hareket ettiren tendonlar ve median sinir geçer. Karpal tünel sendromu (median sinirin tuzaklanması ) ise el bileğinde karpal ligamentin kalınlaşması ile median sinirin sıkışması sonucu, sinirde şişme ve fonksiyonunun azalmasıdır. Bu durumda hasta ellerinde ve parmaklarında uyuşma, karıncalanma hissetmeye başlar. Karpal tünel sendromu, en sık karşılaşılan sinir tuzaklanmasıdır.

Özellikle el becerisi gerektiren işlerle uğraşan kişilerde görülür. Fizik muayene ve özel bir test olan EMG yardımı ile tanısı konur.

Tedavisinde önce probleme sebep olan aktiviteler kısıtlanır ve cerrahi olmayan önerilerde bulunulur. İlaç ve diğer tedavilere rağmen ağrı ve uyuşma, kuvvetsizlik yakınmaları devam ediyorsa cerrahi işlem gerekliliği mevcuttur. Yaklaşık 30 dk süren lokal ya da genel anestezi altında el bilek sinirinin üzerindeki baskı ortadan kaldırılarak işlem sonlandırılır.

El bileği ve ön kolun baş parmak köküne yayılan ağrı ve şişlikle kendini gösteren bir tendon ve tendon kılıfı iltihabıdır. Baş parmağı hareket ettiren, onu diğer parmaklardan uzaklaştıran ve geriye doğru büken kaslarının tendonlarının iltihaplanmasıdır. Çok sık rastlanan ve kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Tendonla tendon kılıfı arasında düzensizlik ve şişme olur bunun sonucunda tendonla tendon kılıfı arasındaki kayganlık azalır.

Ön kolun baş parmak tarafında huzursuzluk ve ağrı ilk belirtidir. Ağrı el bileğine ve baş parmağa doğru yayılabilir. Baş parmağın hareketleri esnasında bu bölgede bir sürtünme sesi duyulabilir.

Bu bölgeye lokal anestezik+kortizon enjeksiyonları yapılması hastaların çoğunda rahatlama sağlar. Enjeksiyondan sonra mutlaka istirahat splinti verilmelidir. Bütün bu tedbirlere rağmen iyileşmeyen hastalarda ortopedik cerrahi girişim yapılabilir.

Elde palmar yüzde deri ile derin yapılar arasındaki subkutanöz fibrillerin bulunduğu fibro-adipoz dokuyu tutan ve ileri dönemlerinde elde ağır fonksiyon kaybına neden olabilen, nedeni tam bilinmeyen bir hastalıktır.

Bir veya birkaç parmağı açamamak, Avuç içinde küçük bir şişkinlik veya sertlik hastalığın kendini gösterme şeklidir. Dupuytren kontraktürü genellikle ağrılı değildir, fakat elde ilerleyen bir deformasyon meydana getirebilir. Aynı zamanda ayak tabanında da buna benzer doku sertleşmesi ve çekmesi görülebilir. Bu rahatsızlık en çok yüzük parmağı ve küçük parmakta oluşur fakat herhangi bir parmağı, ayak tabanını hatta penisi etkileyebilir.

Tedavide temel amaç, etkilenen elde bozulmuş olan fonksiyonel kapasiteyi ve deformiteyi tekrar düzeltmek ve nüksü önlemektir.Ameliyat, büzüşmüş dokuların çıkarılması ve bazı vakalarda vücudun diğer bölgelerinden alınan derinin bu bölgeye nakledilmesi (greft) ya da diğer cerrahi girişimlerden oluşur. El birkaç gün ya da hafta açık pozisyonda parmaklarla birlikte sarılacak ve daha sonra parmak ve el egzersizlerinden oluşan fizik tedavi başlayacaktır.

Ganglion kistleri genelde el bileğinin sırt bölümünde, iç bölümünde veya baş parmak ve parmakların eklemleştiği alanlarda karşımıza çıkan orta sertlikte genelde ağrısız şişliklerdir. Ganglion içindeki kistik yapı eklemden geçen sinir dokuların üzerine bası yapacak kadar büyüdüğü zaman ağrı oluşturabilirler. Çok büyük ganglionlar ağrısız olsalar da rahatsız edici olabilirler. Tam tersi cilt altı çok zor ortaya konabilen küçük ganglionlar çok ağrılı olabilirler.

Tedavinin birinci aşamasını konservatif yöntemler oluşturur. Ganglion tümöral bir yapı olmadığı için ve zaman içerisinde kendiliğinden kaybolabileceği için doktorunuz kontrolu altında belli bir süre beklenebilir.

Aktivite ile ganglion boyu artacağı için, bunun sonrasında sinir basısına bağlı ağrı gelişebileceği için doktorunuz size bir el bilekliği veya alçı tespiti ile takip önerebilir. Bu esnada ganglion küçülebilir belki de kaybolabilir. Ağrı azaldığında veya ganglion küçüldüğünde el bileği hareket açıklığını arttırmaya yönelik bir tedavi başlanır. Yukarıda anlatılan tedavi yöntemleri sonrasında ganglionun verdiği hareket kısıtlılığı ve ağrı giderilemediği zaman ganglionun çıkarılması gerekir. Ancak unutulmaması gereken nokta bu işlemin ardından ganglionun tekrarlayabileceğidir. 

Alt çene kırıkları ile sıklıkla birlikte görülen maksilla kırıkları yani üst çene kırıklarıburun kırıklarıelmacık kemiği kırıkları hem fonksiyon hemde görünüm açısından önem taşırlar. Bir çene kırığı hastası mutlaka kafa travması açısından incelenmeli, ilk olarak havayolu güvenliği sağlanmalıdır. Akut yaralanmalardaki bu önemin ötesinde alt çenenin yeme, konuşma gibi ağız fonksiyonlarındaki rolü ve estetik görünüm üzerindeki etkileri bu kırıkların tedavisindeki önemi açıklar.

Çene kırığının oluş şekli, hastanın sosyoekonomik durumu, kırığın lokalizasyonu gibi pekçok faktöre bağlı olarak kırığın nasıl tedavi edileceğine karar verilmelidir. Bazen sadece bir elastik bandaj uygulaması yeterli olurken, bazen iki çeneyi birbirine bağlama yöntemi olarak tarif edebileceğimiz “intermaksiller fiksasyon”, bazen kırık hatlarına yerleştirilecek titanyum mini plak vida sistemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin gerektiğinde kombinasyonu tercih edilebilir.

Çene kırığı lokalizasyonuna ve durumuna göre ağız içinden yapılacak kesilerle tedavi gerçekleşirse herhangibir iz kalmayacaktır. Ancak bazen ağız içinden kırık hatlarına ulaşmak uygun olmayabilir bu durumda çene altı yada arkasına gizlenecek kesilerle kırık hattına ulaşılır, bu kesiler estetik olarak kapatılacağı için izlerin farkedilmesi son derece zordur.